İslâm'a göre anne ve baba çok büyük bir makama sahiptir. Allah Teâlâ ve Peygamber Efendimiz onlarca ayet ve hadiste onlar hakkında çeşitli tavsiyelerde bulunmuşlardır. Onlara ihsanda bulunmak ve iyilik etmek en üstün ibadetlerden sayılmıştır. Mesela; Allah Teâlâ İsra Suresi’nin 25. ayetinde şöyle buyuruyor: “Rabbin, ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne ve babaya iyilikte bulunmanızı emretmiştir.”
Şimdi şu soruları kendi kendimize sormalıyız: Anne ve baba bu yüce makam ve mevkii neden ve nasıl elde etmişlerdir? Acaba Allah Teâlâ bu yüce makamı sebepsiz mi, yoksa yapmış oldukları değerli bir iş karşılığı mı onlara vermiştir? Anne ve baba çocuklarına hangi büyük hizmet karşılığında bütün bu (ayet ve hadislerdeki) tavsiyelere layık olmuşlardır? Baba cinsel içgüdüsünün tahrik olması ile yaşayan bir hücreyi annenin rahmine bırakmıştır. Bu yeni hücre, annenin rahminde anne tarafından salgılanan bir hücre ile birleşmiştir. Bu yeni varlık, annenin rahminde gelişmekte ve dokuz ay sonra küçük bir bebek şeklinde dünyaya ayak basmaktadır. Anne ona süt ve yemek vermiş, bir müddet altını değişmiştir. Bu zaman zarfında baba ise ailenin temel ihtiyaçlarını (rızkının peşinde koşmuş) temin etmiş ve onları himaye etmiştir.
Acaba anne ve babanın bu gibi işlerden başka vazifesi yok mudur? Ve sırf bu işler sebebi ile mi yüce annelik ve babalık makamına nail olmuşlardır? Acaba sadece anne ve baba mı çocukları üzerinde hakka sahiptir ve çocukların anne ve babanın üzerinde hiç mi hakları yok? Hiçbir kimsenin böyle tek taraflı bir hakkı kabul edeceğini zannetmiyorum. Peygamber Efendimizden gelen hadislerde çocukların da bazı hakları olduğu ve anne-babanın o hakları yerine getirmeleri gerektiği zikrolunmuştur. Mesela:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Babanın senin üzerinde nasıl hakkı varsa, çocuklarının da hakkı vardır.”
“Çocuk itaatsizlikten dolayı nasıl anne ve babasını incitiyorsa, anne ve baba da kendi vazifelerini yerine getirmedikleri takdirde çocuklarını incitmiş olurlar.”
“Allah, çocuklarının anaya ve babaya itaatsizliğe uğramasına sebebiyet veren anne ve babaya lanet etsin.”
“Çocuklarınıza iyilik etmelerinde yardımcı olun, isteyen herkes çocuklarından anne ve babaya itaatsizlikleri uzaklaştırabilir.”
"Kim iki kız çocuğunu ergen oluncaya kadar besleyip büyütürse, kıyamet günü benle o şu iki parmak gibi bir arada bulunarak geliriz.” (Müslim)
“Kimin üç kız çocuğu bulunur da onları besleyip büyütmede sabır gösterir, onları yedirir, içirir kendi malından giydirirse, o kızlar onunla ateş arasında perde olurlar.” (İmam Ahmed b. Hanbel)
“Çocuklarınız arasında adaleti gözetin, çocuklarınız arasında adil davranın, çocuklarınız arasında adaletten ayrılmayın.”(Ahmed b. Hanbel)
“Adam, evindeki kişilerin koruyup gözeticisidir ve koruyup gözettiği kimselerden sorumludur.” (Buhari-Müslim)
“Adam bir koruyucu çobandır, kendi evinde ve koruyup güttüğü şeylerden sorumludur. Kadın da kocanın evinde bir koruyucu çobandır ve koruyup güttüğü şeylerden sorumludur.” (Buharî-Müslim)
“Çocuklarınıza edep ve terbiye verin, onların edep ve terbiyesini güzelleştirin.”(İbn Mâce)
“Çocuklarınıza ve ev halkınıza hayır ve iyilik öğretin; onlara edep ve terbiye verin.”
“Çocuklarınıza, ilahi emirlere uyup amel etmelerini, ilahi yasaklardan kaçınmalarını emredin. Çünkü böyle emredip (onları ilahi buyruklara saygılı kılmanız) onları ateşten korur.”(İbn Cerîr)
“Çocuklarınızı üç iyi hal üzere edeplendirip onlara terbiye verin: Peygamberinizi sevmek, O'nun hanedan ve yakınlarını sevmek, bir de Kur'an okumak. Çünkü gerçekten Kur'an okuyup (Onu göğsünde taşıyanlar), ALLAH'ın gölgesinden başka hiçbir gölge bulunmadığı günde ALLAH'ın Arş'ının gölgesinde olurlar.” (Taberânî)
“Çocuklarınıza ve aile halkına hayır ve iyilik öğretin, onları edepli yetiştirin.”(Abdurezzak)
“Çocuklarınızı şu üç şey üzerine (saygılı yetiştirip) edeplendirin: Peygamberinizi sevmek, O'nun aile halkını, dost ve yakın arkadaşlarını sevmek, Kur'an okumak.”(Taberâni)
“Çocuklarınıza ilk söz olarak lâ ilahe İLLALLAH = ALLAH'tan başka hiç bir ilah yoktur, kelimesiyle başlayın (ilk söz olarak bunu öğretin.)” (el-Hakim)
“ALLAH'a taat üzere amel ediniz, O'na karşı isyanı gerektiren şeylerden sakınınız. Çocuklarınıza ilahi buyruklara uymalarını, yasaklarından kaçınmayı emrediniz. Bu hem onları, hem sizi Cehennem ateşinden korumaya yöneliktir.” (İbn Cerîr-İbn Münzir)
“ALLAH'ı anmanın dışında kalan her şey, boş ve anlamsız veya yanılmadır; ancak dört iyi davranış müstesna: Kişinin iki hedef arasında yürümesi, atını eğitip yetiştirmesi, çoluk-çocuğuyla tatlı eğlenmesi, yüzücülük öğrenmesi.” (Taberanî-el- Hakim)
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır.”
Çocuk hayatının başlangıcında henüz şekillenmemiş olup hem saadet ve hem de bedbahtlığa kabiliyeti vardır. Kamil bir insan - Ahsen-i takvîm - olabileceği gibi alçak ve düşük bir hayvana da (esfele safilîn) dönüşebilir. Herkesin saadet ve bedbahtlığı onun eğitimine bağlıdır. Bu büyük iş, baba ve annelerin üzerine bırakılmıştır. Esasen annelik ve babalık da bu anlamdadır. Baba ve anne insan yapıcı ve kemal yaratıcısıdırlar. Anne ve babaların, çocuklarına karşı yapabilecekleri en büyük hizmet onları güzel ahlaklı, şefkatli, insan sever, hayırsever, özgür, cesur, adalet sever, bilgili, dürüst, şerefli, imanlı, vazifesini bilir, sağlıklı, çalışkan, okur-yazar ve Allah kullarına hizmet eden yetiştirmeleridir. Böyle bir adam hem dünyada saadete kavuşmuş olur, hem de ahirette. Böyle kimseler gerçekten hakkıyla yüce annelik ve babalık makamına layıktırlar, cinsel gücün cazibe ve tahrikiyle bir çocuk dünyaya getiren ve büyüyüp kendi kendisini eğitmesi için onu tek başına bırakanlar bu makama layık değildir ve layık da olamazlar.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Babanın, çocuğuna verebileceği en iyi şey edep ve terbiyedir.”
Bu hususta özellikle annenin özel bir önemi vardır; hatta, annenin hamilelik döneminde yediği şeyler ve davranışları çocuğunun sadet ve bedbahtlığında etki bırakır, yani karakterine sirayet eder.
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur: “Asıl mesut olan, saadetinin temeli annesinin rahminde atılmış olandır, bedbaht ise, bedbahtlığı annesinin rahminde yaşadığı dönemde başlayan kimsedir.”
Resul-i Ekrem (s.a.v.) bir yerde de buyuruyor ki: “Cennet anaların ayakları altındadır.”
Çocuklarının eğitim ve öğretimine ilgi göstermeyen, aksine yanlış hareket ve davranışlarıyla çocukları saptıran, bedbaht eden anne ve babalar onlara karşı en büyük ihaneti ve kötülüğü etmişlerdir. Niçin çocuk yaptınız? Masum yavrucağız kendisini dünyaya getirmenizi mi sizden istemişti?! Siz onu dünyaya getirdiğinize göre Allah indinde ve vicdanen onun eğitim ve öğretimine ilgi duymak zorundasınız. Buna binaen, eğitim ve öğretim her anne ve babanın en büyük vazifesidir.
Ayrıca, anne ve babalar topluma karşı da sorumludurlar. Bugünün çocukları yarının erkek ve kadınları olacaklardır. Yarının toplumu bu fertlerden oluşacaktır. Bugün aldıkları her dersi yarın vereceklerdir. İyi terbiye edilmiş olsalar yarının toplumu da iyi, ileri ve mükemmel olacaktır. Eğer bugünün nesli doğru olmayan ve yanlış programlarla eğitilecek olursa gelecek toplum daha bozuk bir toplum olacaktır. Yarının siyasî, ilmî, içtimaî şahsiyetleri işte bu kişilerden oluşacaktır.
Bugünün çocukları geleceğin anne ve babaları ve kendi çocuklarının eğiticileri konumunda olup iyi veya kötü eğitimlerini kendi çocuklarına aktaracaklardır. Bu ahlakî davranışları nesilden nesile ulaşacaktır. Öyleyse anneler ve babalar geleceğin toplumunu ıslah edebilecekleri gibi fesada ve çöküşe da çekebilirler. Bundan dolayı topluma karşı çok büyük sorumlulukları vardır. Eğer çocuklarının eğitim ve öğretiminde çaba harcalar ise toplum en büyük hizmeti etmiş olurlar ve bu fedakârlıkları karşısında mükâfatlandırılacaklardır. Ama eğer bu hususta gaflet ve tembellik ederlerse sadece kendi masum çocuklarına değil, topluma da hıyanet etmiş olur ve kesin olarak Allah katında da sorgulanmaya tabi tutulurlar.
Eğitim ve öğretim mevzusunu küçümsememek gerekir. Bir anne ve babanın, çocuğun terbiyesinde göstermiş olduğu fedakârlık yüzlerce öğretmen, mühendis, doktor ve ilim adamının işinden daha değerlidir. İnsan-ı kâmili yetiştiren ve dindar öğretmen, doktor ve mühendisi v.s. meydana getiren anneler ve babalardır. Özellikle anneler, çocuğun eğitiminde daha fazla sorumludurlar ve eğitimin ağır kısmı onların sırtına yüklenmiştir. Zira çocuklar, şekillenme döneminde olan küçük yaşlarında genelde annelerinin yanında olup onun eteğinde yetişmektedirler. Bundan dolayı da, insanların saadet ve bedbahtlığının ve yükselme ve alçalmalarının anahtarı annelerin elindedir.
Temiz, salih ve değerli çocuklar eğiten anne ve babalar, sadece çocuklarına ve topluma hizmet etmekle kalmayacak, kendileri de bu dünyada onların varlığından iyi bir şekilde istifade edecekledir. İyi evlat, anne ve babasının başının yüksek olmasına sebep olduğu gibi, onların zayıf ve aciz oldukları ihtiyarlık zamanlarında da onlar için adeta bir asa ve dayanak olur. Eğer onların eğitim ve öğretimlerinde çaba sarf ederlerse bu dünyada zahmetlerinin meyvesini alacaklardır. Aynı şekilde; eğer bu hususta gaflet ve tembellik edecek olurlarsa bu dünyada zararlarını göreceklerdir.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Kötü evlat, insanın en büyük musibetlerdendir."
"Kötü evlat anne ve babanın şerafetini/şerefini yok eder ve geriye kalanları rezil eder."
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Çocuklarının, kendilerine karşı saygılı olmalarına sebep olan anne ve babaların üzerine Allah'ın rahmeti olsun."
Öyleyse, anne ve baba olan kimseler çok ağır bir sorumluluk altına girmektedirler ve Allah'a, mahlûkata ve çocuklarına karşı mes'uldurlar. Eğer doğru bir şekilde vazifelerini ifa ederlerse onlara en büyük hizmeti etmiş olurlar. Dünyada ve ahirette de çok iyi bir mükâfata ulaşırlar. Aynı şekilde, eğer bu hususta gereken zahmeti göstermezlerse, hem kendileri ziyana uğramış olacak hem de çocuklarına ve geleceğin toplumuna hıyanet etmiş olacak ve affedilmez bir günaha duçar olacaklardır.
Selam ve dua ile kalın.